İslam da Büyü (Sihir) Yasağı

“Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz” dediler. Mûsâ: “Yok, (önce) siz atın” dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan.” “Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.” (Mûsâ’nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.” Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin.” “Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”

Yukarıda aktarmış olduğumuz ayetlerde sihirbazların Hz. Musa’nın kendilerine gösterdikleri şeyin sihir değil de mucize olduğunu çok iyi anladıklarından dolayı iman ettikleri dile getirilmektedir. Özellikle ayetlerde Firavun tehdidine rağmen Allah’a inanan sihirbazların bir daha imandan geri dönmeyecekleri zikredilmektedir. Bu ayetler bize göstermektedir ki, sihirbazlar kendilerinin yaptıklarının ancak bir göz boyama olduğunu çok iyi biliyorlar ve bununla ancak halkı kandırabiliyorlar. Günümüzde sihir yapan insanların yapmış oldukları şeylere itibar etmemeli ve sadece Yüce Rabbimizden sakınmalıyız. Bize sihir yapılmasından çok korkmaktayız. Sakınmamız gerekenden sakınmamız yerine korkularımızdan sakınmakta ve bunun sonucunda bizde sihir yapanların tuzağına düşmekteyiz. Bizlere büyü yapılır endişesiyle büyücülere gitmek, büyü yaptırıldı diye yine büyücülere başvurmak asla doğru bir davranış olmayacaktır.

Kur’an-ı Kerim’in sondan bir önceki süresi Felak süresinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ {} مِن شَرِّ مَا خَلَقَ {} وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ {} وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ {} وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ {}

De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” Süre-i celilede büyü yapanların, sihirle uğraşanların şerli kimseler olduğu vurgulanmaktadır. Bu şerleri kendilerini helake götürmekle kalmayıp, diğer insanlara da sıkıntı vermektedirler. Ancak yapmış oldukları bu sihirlerden Allah’a sığınmak gerekmektedir. Bu sürede sığınma mercii olarak Allah bildirilmektedir. Bizlerde Yüce Rabbimize tam anlamıyla güvenmek zorundayız.

YORUMLAR

YORUM YAZ