İslam da Büyü (Sihir) Yasağı

Sihir, sözlükte gizli olan şeydir. Göz boyama ve hile yoluyla insanları yanıltma anlamlarına gelir. Türkçemizde “Büyü” ve “Efsun” diye adlandırılmaktadır. Sihrin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Sihirle uğraşan insanlar, tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar var olmuştur. İnsanları aldatmaya yönelik bu davranışların en büyük etkisi insan ruhu üzerinde olmaktadır.

Büyü, İslâm’dan önceki toplumlarda ve dinlerde de gelecekten haber verme, tılsımla tedavi etme, cincilik ve falcılık yapmak sûretiyle kehanette bulunma gibi davranışlar biçiminde bir çıkar vasıtası olarak kullanılmıştır.

Büyünün asıl amacı, insana ve olaylara etki ederek çok avlama, balık tutma, hayvan yetiştirme, düşmanı yenme, zarara uğratma veya öldürme, çocuk, ürün ve mal çoğaltma, hastalıktan kurtulma, kısaca kişilere etki ederek iyilik ya da kötülük etmek sûretiyle bir menfaat sağlamadır.

Düşünceyi bozan, insan aklını şaşırtan ve gönülleri çelen sihir, yedi büyük günahtan sayılmıştır. Konumuzla alakalı Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır. “İnsanı helak eden yedi şeyden sakınınız. Bunlar nedir diye sorulduğunda şöyle buyurdu: Allah’a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı insanı öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, harpten kaçmak ve namusuna düşkün Müslüman kadınlara zina iftirası atmak.”

Sihir ve büyünün asıl niteliği, hayali bir şeyi hakikat zannettirecek şekilde insan ruhu üzerinde aldatıcı bir tesir meydana getirmesidir. İnsanları birbirine düşüren, toplumu büyük fitnelere götüren sihir, dinimizce yasaklanmış, sihirle büyüyle uğraşanların dünyada da ahrette de perişan olacakları Yüce Rabbimizce bildirilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa kıssası bizlere aktarılırken özellikle sihirbazların sihirlerinin sadece göz boyamaktan ibaret olduğu, sihirbazların asla iflah bulmayacakları şöyle anlatılmaktadır.

YORUMLAR

YORUM YAZ